Adanmış Aydınlık

SİZE DE ÖYLE GELİYOR MU?

Çifteler Köy Enstitüsüne, okuluma gelirken, aradan onca uzun zaman geçmesine rağmen, kutsal bir tapınağa girer gibi duygulanıyorum. Saygı ile sevginin birbirine kaynaştığı, önünde eğilinecek kadar yücelen bir duygu seline kapılıyorum.

Ortak duyarlıklar içerisindeyiz. Gelişlerimizi düşünün bir bu eğitim öğretim tapınağına. Bizi biz eden, hayatımızı yönlendiren bu büyük doğuşa. Onun için Başaran Ağabey’imiz “17 Nisanlarda doğduk biz” diyor. Evet, yaşımız ne olursa olsun, Tonguç Baba’yla, Hasan Ali Yücel’le, çağdaş insana ulaşmanın, çağdaş Türkiye’yi oluşturmanın tasarımını çizen, hedefi gösterin Mustafa Kemal’le, onun öğretmenleriyle hayata yeniden döndük biz. Bir çeşit hayat öpücüğü aldık onlardan. Büyük bir saygı, sevgiyle, büyük bir gönül borcumla anıyorum onla
11 yaşındaydım okul kapısından içeriye girdiğimde. Ayı, günü, yılı bugünkü gibi hatırlıyorum: 9 Mayıs 1944 Çarşamba. Bu büyük eğitim kurumu, Türkiye’nin aydınlanma devrimcisi. Cumhuriyet’imizin yüz akı. Bugün de bir anıt gibi duruyor!
Onun için kutsal görüyorum burayı. Yaşadıklarımı, çektiklerimi, bana verdiği hayatı, her şeyi de. Arkadaşlarımızın bir bölümü hayattan ayrıldı. Yoklar! Ama hepsi de anılarımda varlar ve hepsini dün gibi hatırlıyorum. Okuluma, öğretmenlerime, dostlarıma, arkadaşlarıma bir daha geri gelmez günlerin sevgi ürpertisi olarak bakıyorum. Karartma günlerindeki lamba ışığını, buz tutmuş, suları akmayan kış günlerini ve gecelerini, o büyük dayanışmanın ruhunu kucaklıyorum.
Okulum benim. 17 Nisanlarım. Öğretmenlerim benim. Yıllar boyunca köylerinde kasabalarında emek verdiğim öğrencilerim… Arkadaşlarım, dostlarım, sizler gibi köy enstitülüyüm. Hayata küskün değilim. Herkesin daha güzel günleri olsun istiyorum. Bana verilen bilincin, yurduma hizmet duygusu direnci içindeyim…
Hepinizi bu duygularla selamlıyorum.
Hepinize sevgiler saygılar sunuyorum…
HURİYE SARAÇ