Sevgiyle Işır Yaşamak

SEVGİYLE IŞIR YAŞAMAK ÜZERİNE

Kuşku yok ki ilk bakışta abartılı bir değerlendirme olacak. Huriye Saraç’ın yaşamdan yola çıkarak yazdığı anı romanı Öğretsen Benisa ve devamı olan Sevgiyle Işır Yaşamak yapıtları gecikmiş bir Çalıkuşu olarak ele alınmalı. Köy Enstitüsü gerçeğinde ilk kez bir kadın yazarın gözüyle bakılması, üvey ana gerçekliğinin dünya edebiyatında ilk kez tüm ayrıntı inceliğiyle sergilenmesi ise yapıtın benzersizlik boyutlarını örnekliyor.
Anımsayalım: Çalıkuşu, büyük kentlerde iyi eğitim görmüş, bir gönül vurgununun hüznünde, ona yeni hüzünler ekleyerek, unutulmuş Anadolu yalnızlığına gitmişti. Savaş sonrasında umut yüklü genç Cumhuriyet’in öğretmeni olarak yoksulluğu, çözülmüşlüğü, sevgiyi ve doğaçlama bir yaşama tutunmayı görmüştü. Mutlu sonu, duyarlıklarımızın doruğundaki sevdiğine kavuşma düşlemlerinde bulmuştu. İnce, duyarlı, anılarımızı süsleyen sımsıcak bir ürpertiyi gençliğimizin bir daha yaşanmaz güzelliklerine katmıştı.
Huriye Saraç’ın ancak yetmiş yaşını geçtikten sonra kâğıda dökmeyi göze aldığı anı romanı, Afyon Emirdağ’ının Aslanköy’ünden başlıyor. Üvey analar elindeki yedi kardeşle büyüyor. Çifteler Köy Enstitüsü’nde soluklanıyor. Anadolu aydınlanmasının pırıltılarını alıyor. Sonrasında yolu ses geçirmeyen yoklukların akışında bozkırlara uzanıyor. Romantizm, yerini acının katmerleştirdiği gerçekliğe bırakıyor. Anlatılması zor, insana “bu kadarı da olmaz” dedirten bir yaşam örgüsüne dolanıyor.
İlk kitapta yer alan köy, baba, üvey ana, kardeşler çevresi, Köy Enstitüsü yılları, öğretmenliğe başlama, üvey ana tuzağında ağa tarafından kaçırılış, direnme, öğretmenliğinden olma… Bütün bunlar; 1940’lı yıllarda yetişmiş, Köy Enstitülerinde okumuş, edebiyatımıza unutulmaz ürünler vermiş değerli yazar dostlarımızın bir bölümünden kimi eleştiriler aldı: “Köy Enstitüsü’nde okumuş biri bu durumlara nasıl düşer, ‘Ulukuş Nineyi’ de mi okumamış, katlanmacılığı yeğlemiş!” dedirtti. 1946 seçimlerinin tarih yanlışı, öğrenci olarak bir haftalığına köylerine izinli gönderilerek İnönü iktidarına oy isteme olayı da bütün bu eleştirilere eklendi. “Oy isteme” olayı bir gerçekliktir. Yaşananlarsa bir başka gerçeklikti. 1940’lı yılların bıçak sırtı karanlığına, aydınlanma coşkusunun köylere varmadaki yetmezliğine anılar yumağında bir kez daha geri dönmek; o günleri bu günlerden değerlendirme yanılsamalarına düşmelerimizi önlemeye yetecektir. Elbette yaşam kuramlara ve kitaplara sığmayacaktır, kuramlar ve kitaplarsa yaşamı asla aşamayacaktır.
Bin sayfayı geçen yaşam öyküsünün ikinci kitabında, Sevgiyle Işır Yaşamak diyor Öğretmen Benisa. Öğrencilerine kavuştuğu mutlu son durağından yeni yaşamlara doğru yol alıyor.
İyi okumalar…

YETKİN ARÖZ